gano excel kahve ve mahşer bilgileri55
gano excel kahve ve mahşer bilgileri55 sizler icin gano excel kahve yauzlarını yazdı ve gano excel kahve diyorki Şimdi, adamı hapsedeceğimiz gerçeği hepimizce^ sokaklarda serbest dolaştığı sürece kendimizi emniyette hissedç^^ miz mümkün değil! Bu yüzden anayasaya aykırı bile olsa oı^ tıkacağız, zira yasalara uygunluk ve güvenlik terazinin iki kefesjjj^^ nacak olsa güvenlik daima ağır basar. Güvenlik ve yasalara uyg^^ birbiriyle çelişmekten kurtarmak bizim görevimiz. Bir yargı sisteaı, rinde düşünmeliyiz.”
Fran: “Bu çok ilginç, bence de bu konuyu düşünmemiz gerek, şimdi toplantıyı bitirmeyi teklif ediyorum. Geç oldu ve çok yoruldum;
Ralph: “Teklifi canıgönülden destekliyorum. Yargı sistemini biı^ haki sefere konuşuruz. Kafamın içi öyle doldu ki başım dönüp durm,-Ülkeyi tekrar kurmak ilk başta göründüğü kadar kolay değilmiş.”
Larry: “Kesinlikle.”
Stu; “Toplantının bitmesi teklif edildi. İtiraz eden var mı?”
Teklif oybirliğiyle kabul edildi.
Sekreter, Frances Goldsmıth
“Neden durdun?” diye sordu Fran bisikletini yavaşça kaldırıııı. yanaştırarak ayaklarım yere indiren Stu’ya. “Daha yolumuz var,” Gözle toplantı sırasındaki ağlama krizi yüzünden hâlâ kızarıktı. Stu onu dal önce hiç bu kadar bitkin gördüğünü hatırlamıyordu.
“Şu şeriflik meselesi...” diye başladı söze.
“Bu konuda konuşmak istemiyorum Stu.”
“Birinin yapması gerek hayatım. Ve Nick haklı. En mantıklı ato benim.”
“Mantığına tüküreyim. Ya ben ve bebek? Bizde mantıklı biryöny; mu Stu?”
“Bebek için ne istediğinin farkındayım,” dedi Stu yumuşak ses “Bunu şimdiye dek defalarca dile getirmedin mi? Onu çılgınlıklaris arınmış bir dünyaya getirmek istiyorsun. Güvende olmasını istiyorsı Bunu ben de istiyorum. Ama bunları diğerlerinin önünde söylemek isi medira. Bu seninle benim aramızda. Kabul etmemin en büyük iki sebe bebek ve sensin.”
“Biliyorum,” dedi Fran alçak, boğuk bir sesle.
Mahşer
Stu parmaklarını çenesinin altına koyarak Fran’in başını kaldırdı. Ona gülümseyince Fran bu tebessüme karşılık vermeye çalıştı. Bitkin bir tebessümdü bu ve yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyordu, ama hiç yoktan iyiydi.
“Her şey yoluna girecek,” dedi.
Fran başını yavaşça salladı ve birkaç damla gözyaşı rüzgâra karıştı.
“Hiç sanmıyorum,” dedi. “Gerçekten sanmıyorum.”
Fran gece uzun süre uyuyamadı. Sıcaklık sadece yanınca elde ediliyor, aşk daima bir şekilde acıtıyordu.
içinde ani bir önsezi belirdi ve anestezi gibi sinsice bedenini uyuşturdu: Bu işin sonunda mutlaka kan dökülecekti. Ellerini korumak istercesine karnına koydu ve haftalar sonra ilk kez kâbusunu hatırladı; gano excel kahve Sırıtmakla olan Kara Adam... ve kıvrılıp bükülmüş askı.
Harold Lauder boş vakitlerinde gönüllülerden oluşan ekibiyle Abaga-il Ana’yı aramanın yanı sıra, bir de Defin Komitesi’nde görevliydi ve 21 Ağustos gününü beş adamla birlikte bir çöp kamyonunun arkasında geçirdi. Hepsi de koruyucu tulumlar ve çizmeler giymiş, eldivenlerini eline geçirmişti. Defin Komitesi’nin başı Chad Norris, neredeyse tüyler ürpertici bir sükûnetle Gömme Alanı #1 adını verdiği yerdeydi. Burası Boulder’ın on beş kilometre güneybatısında, bir zamanlar kömür madenlerinin olduğu yerdi. Arazi, ağustos güneşi altında ayın yüzeyi gibi kupkuru görünüyordu. Chad görevi isteksizce kabul etmişti, çünkü eskiden Morris-town. New Jersey’de cenaze işlemleri yapan birinin yardımcısıydı.
Bu sabah Defin Komitesi’nin merkezi olan ve Arapahoe ile Walnut ırasında kalan otobüs terminalinde, “Bu tatsız bir iş olacak ama yapılması 'erek,” demişti.
Herkes onaylayan cümleler mırıldanmıştı. Harold’ın karnının gurul-usu, mırıltılara karışıyordu. Yapacakları işi düşününce kahvaltı etmeye esaret edememişti. Yediklerini midesinde tutabileceğinden emin değildi, ibagail Ana’yı arama işine devam edebilir ve kimseden itiraz gelmezdi, îerçi Özgür Bölge’deki düşünebilen herkes -kendisinden başka gerçekten üşünen olup olmadığı tartışılabilirdi aslında- Boulder
ce kilometrekarelik ormaniık ve engeoeıı alanı on beş kişiijj^
taramaya kalkışmanın beyhude bir çaba olduğunun farkında,
Abagail Ana, BouJder’dan hiç ayrılmamış da olabilirdi, düşünmemiş gibiydi (ve bu Haroid’ı hiç şaşırtmıyordu;. Belki biraz uzakta bir eve saklanmıştı. Öyle olsa ve her evi
ne bulamayabilirlerdi. Harold arama çalışmalarının akşamlan
sonları yapılmasını önerdiğinde Redman ve Andros hiç itira
Demek ki onlar da sonucu kabullenmişti.
Burada olmak yerine arama çalışmalarını sürdürebilirdi, aı,)j, lumda en çok kimler sevilirdi? En çok kimlere güvenilirdi?Kirli zünde bir tebessümle yapanlara elbette. Kimsenin yapmadığı işler,
İÜ bir şekilde yapanlara.
“İstiflenmiş odunları gömmek gibi olacak,” dedi Chad onlara, ninizde böyle kabul ederseniz işiniz kolaylaşır. Aranızdan bazıları is,, edebilir, bunda utanılacak bir şey yok. Başkalarının görmeyeceği birvtr. yapmaya çalışın, yeter. Midenizdekileri boşalttıktan sonra onlan istife miş odunlar olarak düşünmek daha kolay olacak. Sadece odun.” Adamlar birbirine huzursuz bakışlar fırlattı.
Chad onları altışar kişilik üç ekibe ayırdı. O ve iki adam, getirilccd lerin konulacağı yeri ayarlamaya gitti. Üç ekibe çalışmaları içinkasate: ayrı alanlar tahsis edilmişti. Harold’ın kamyonu bütün günü TableMîi; bölgesinde geçirmiş, Denver-Boulder otoyol çıkışından batıya dofc yavaşça ilerlemişlerdi. Martin Yolundan Broadway Kavşağı’na doğ. çıkmışlar, Otuz Dokuzuncu Cadde’den aşağı inmişler. Kırkıncı Cadde;, doğru tekrar çıkmışlardı. Bu civarda yaklaşık otuz yıl önce, Boulder’dal nüfus patlamasının başlangıcında inşa edilmiş, bir katı yüzeyde birb yerin altında kalan banliyö evleri vardı.
Chad, Yedek Kuvvetler deposundan gaz maskeleri alıp getirmiş Ama maskeleri öğle yemeğinden (Öğle yemeği mi? Ne yemeği? Hatc sadece bir kutu Berry’s elmalı turta içi yiyebilmişti, midesi sadece onul bul etmişti.) önce kullanmak zorunda kalmadılar. Yemekten sonra Tal Mesa Yolu üzerindeki kiliseye gittiler ve korkunç bir kokuyla karşılaşüi Yetmişten fazla insan hastalığıyla birlikte buraya gelmiş ve son nefe^ burada vermişti. >
Mahşer
“Odun,” dedi Harold’ın yanındaki adamlardan biri tiksinti dolu, tizleşmiş bir sesle ve Harold dönüp sendeleyerek onun yanından geçli. Tuğla binanın köşesini dönerek eski günlerde seçim anketlerinin yapıldığı alana çıktı ve m idesindeki leri çıkardı. Norris haklıydı; midesi boşken kendini daha iyi hissetmeye başlamıştı.
Kiliseyi boşaltmak için iki sefer yapmaları gerekti ve bütün öğle sonrasını orada geçirdiler. Boulder’daki bütün cesetleri temizlemek için yirmi adam, diye düşündü Harold. Neredeyse gülecekti. Boulder nüfusunun büyük bir bölümü Hava Ölçüm Tesisi dedikodusu yüzünden tavşanlar gibi kaçmıştı ama yine de... Harold, Defin Komitesi üyelerinin sayısının nüfusa paralel bir şekilde artacağını, ceset temizleme işleminin buna rağmen ilk kar yağışına kadar süreceğini tahmin ediyordu (gerçi kendisi o sırada burada olmaya niyetli değildi). İnsanların çoğu, yeni bir salgının -bağışıklı olmadıkları bir salgın- eşiğinden döndüklerinin farkında bile olmayacaktı.
Özgür Bölge Kalıcı Kurulu parlak fikirlerle dolu, diye düşündü küçümsemeyle. Harold Lauder peşlerinden dağınıklıklarını toplayıp ayakkabılarının bağcıklarını bağladığı sürece öyle olacaktı elbette. Sevgili Harold bu iş için yeterince iyiydi, ama siktiri boktan kurullarına dahil olacak kadar değildi. Kesinlikle hayır. Zaten hiçbir zaman, hiçbir şey için yeterince iyi olamamıştı. Ogunquit Lisesi’nde Okul Balosu’na birlikte gidebilecek bir kız bulacak kadar bile iyi olamamıştı. Tanrım, olamaz, Harold olmaz. Unutmayın dostlar, bunun ne mantıkla, ne bilimle, ne de sağduyuyla ilgisi var. İş önünde sonunda bir güzellik yarışması haline geliyor.
Ama biri bunu hiç unutmuyor. Biri skorları not ediyor çocuklar. Ve bu kişinin ismi —burada davulları duyabilir miyiz, maestro?- Harold Emery Lauder.
Ağzını silip elinden geldiğince sırıtarak kiliseye döndü ve başını sallayarak devam edebileceğini belirtti. Biri dostça sırtına vurdu. Harold sırıtışı yüzüne iyice yayılırken, bir gün hu yaptığın yüzünden elinden olacaksın bok herif, diye düşündü.
Son seferi dördü çeyrek geçe yaptılar. Çöp kamyonunun arkası tamamen dolmuş, kilisede ceset kalmamıştı. Kasaba merkezinden geçerlerken
yolda kalan araçlar yüzünden ilerlemek zahmetli olmuştu,
aracı Colorado 119 üzerinde bütün gün çalışarak arabaJarn
mndaki hendeklere atmıştı. Araçlar hendekte dev bir çocuğun oyuncakları gibi duruyordu.*
Diğer iki turuncu kamyon gömme alanına gelip park etm,,,
Adamlar inmişler, eldivenlerini çıkarmışlardı. Parmak uçlan, gün eldivenin içinde olduğu için beyazlaşıp buruşmuştu. Sigara içip|^ dan sudan konuşuyorlardı. Çoğunun benzi hâlâ soluktu.
Norris ve iki yardımcısı her şeyi kontrol altına almış gibiydi,(j^, ve dayanıklı bir tabaka naylonu taşlı zemine serdiler. Çöp kamyoın, kasasının kapağı açıldı ve ilk cesetler, katılaşmış bez bebekler gibi nun üstüne düştü. Harold başını çevirmek istedi, ama diğerlerininbınni zayıflık belirtisi olarak algılayacağından çekindi. Aslında düşme];;, görmek onu o kadar rahatsız etmiyordu; asıl kötü olan, çıkan ses/erif. fenleri olacak naylona düşerken çıkardıkları sesler.
Kamyonun motorunun homurtusu arttı ve kasasının önü,hidrolt vızıltı eşliğinde kalkmaya başladı. Cesetler artık dehşet verici birine yağmuru halinde dökülüyordu. Harold içinde anlık bir acıma hissi deıt o kadar yoğun ve derindi ki içini acıttı. Odunlar, diye düşündü./VelnAi haklıymış. Geriye sadece onlar kaldı. Sadece... odunlar.
“Tamam!” diye bağırdı Chad Norris ve Kellogg çöp kamyonunult raz ileri çekerek kontağı kapattı. Chad ve yardımcıları ellerinde tıraııklai: naylonun üstüne çıktı. Harold bu kez başını çevirerek yağmur ya»î yağmayacağını görmek için gökyüzünü kontrol ediyormuş gibiyaplnt böyle yapan tek kişi de değildi, ama daha sonra, defalarca rüyalarınaşıro gano excel kahve cek bir ses duydu: Chad ve yardımcıları tırmıklarla cesetleri eşit !si şekilde dağıtırken ölülerin ceplerinden dökülen bozuk paraların sesi.Ç rümenin mide bulandırıcı kokusu ılık havayı sarmıştı.
Arkasına dönüp baktığında üç adamın kan ter içinde naylon kelem uçlarını birleştirmeye çalıştığını gördü. Kollarındaki kaslar iyice şişmişi Harold’ın da dahil olduğu birkaç kişi, yardıma gitti. Chad Norris deva bir zımba tabancası çıkardı. Yirmi dakika sonra işin bu kısmı sonaermiv Naylon, yerde dev bir jelatin kapsül gibi yatıyordu. Norris parlak san fc
Mahşer
buldozerin şoför koltuğuna geçerek motoru çalıştırdı. Çizgilerle kaplı kepçesi yere indi ve dozer ilerlemeye başladı.
Harold’m ekibinden olan Weizak adındaki adam dönerek kötü kontrol edilen bir kuklanın sarsak adımlarıyla cesetlerden uzaklaştı. Şiddetle titreyen parmaklarının arasında bir sigara vardı. “Bakamayacağım,” dedi Harold’ın yanından geçerken. “Gerçekten komik. Yahudi olduğumu bugüne dek bilmiyordum.”
Buldozer büyük naylon paketi dikdörtgen şeklindeki derin çukura itti. Chad daha sonra buldozeri geri vitese taktı ve eski yerine gelince kontağı kapatıp indi. Adamlara toplanmalarını işaret ederek çöp kamyonlarından birine doğru yürüdü ve bir ayağını tampona koydu.
“Tezahürat yok,” dedi. “Ama çok iyi iş çıkardınız. Herhalde bugün bine yakın parçayı ortadan kaldırmışızdır.”
Parça, diye düşündü Harold.
“Bu tarz işler insanı yıpratır, biliyorum. Komite önümüzdeki hafta aramıza iki adamın daha katılacağına söz verdi, ama bunun şimdiki hisle-rinizi -ve benimkileri de- değiştirmeyeceğini biliyorum çocuklar. Söylemek istediğim, eğer bu kadarının size yettiğini düşünüyorsanız ve bir iki gün ara vermek isterseniz sorun değil. Ama bir daha yapamayacağınıza inanıyorsanız ekipten ayrılmadan önce yerinize mutlaka bir başkasını bulmalısınız. Bana kalırsa Özgür Bölge’deki en önemli iş bu. Şu an çok kötü değil, ama önümüzdeki ay yağışlar başlayıp havadaki nem oranı arttığında Boulder’da hâlâ yirmi bin ceset olursa insanlar hastalanmaya başlar. Yapabileceğinizi düşünürseniz yarın sabah otogarda buluşuruz.”
“Ben gelirim,” dedi biri.
“Ben de,” dedi Norman Kellogg. “Ama bu akşam altı saat sürecek bir duş almam gerek.” Bunun üzerine gülüşmeler oldu.
“Beni de sayın,” dedi Weizak.
“Beni de,” dedi Harold usulca.
“Bu pis bir iş,” dedi Norris alçak, duygu dolu bir sesle. “İyi adamlarsınız. Geri kalanların ne kadar iyi olduğunuzu anlayabileceğinden şüpheliyim.”
Harold bir yakınlaşma, yoldaşlık hissetti ve aniden ürkerek bu hisse karşı koydu. Bu, planın bir parçası değildi.gano excel kahve sundu..
