replika saat ve varlık bilgileri77
replika saat ve varlık bilgileri77 bugün n güzel bilgileri yazn sizlere replika saat diyorki Başkası, bu imkânın kendisi olmadığı bir özgûrl.u}^^, ama tanığı olduğu ve sonuçlarını hesapladığı bir özgürlük tarafındanl(ç olarak kavmadığı ölçüde, imkân, mümkün olanların oyunu içindeki$a][ liktır ve ben onu lam da bu şekilde düşünürüm. Bu, daha sonra başSJ aracılığıyla doğrudan bağlamı kurduğumuzda ve yavaş yavaş hakkınii2iL şündüğünü öğrendiğimizde, bizi hem büyüleyebilecek hem dedehş»rj bilecek olan şeydir; “Sana yemin ederim ki bunu yapacağım' lir. Bunu bana sen söylüyorsun, sana inanmak islerim; gerçeklen deU. man mümkündür.” Bu diyalogun anlamı bile, başkasının da. belirsiz süreyle verilmiş bir mülk karşısındaymış gibi daha en başu lirilmesini içerir. Benim için mümkün olanlar karşısında dabemrı-ı»ı mel olanlar karşısındaymış gibi bulunur. Bu, kökensel olarak keni^ l’aş/cası için, hisseimemdir ve varlığımın bu hayaleı-ıaslagı bemkeni;':^ vurur, çünkü uıançıa ve öfkede, korkuda kendimi durmad.an bu hav taslağı şeklinde kabul ederim. Durmadan körlemesme bir bıçıradekj^ bullenirim kendimi, çünkü kabullendiğim şeyi bilmem: sadece c A-aı Öıe yandan benim-kendimin aracın karşısındaki ar.ıç-ırak.iR bbai bana başkası tarafından ötesine geçilmiş ve dünya halinde dû:cııkrûaii görünür. Başkasının bakışıyla birlikte, “durum” benden kumılıır.yjil radan ama düşüncemizi iyi bir şekilde verecek bir deyim kulimırsiki» dumma hakim değilim. Ya da, daha kesin bir ifadeyle, dunım.thab.İ İmin, ama o gerçek bir boyuta sahiptir ve bu boyut aracılığıvkıhu bu boyut aracılığıyla beklenmedik dönüşler onu benim için başka türlü oldurur. Kesin yalnızlık içinde sonuçlarının öngbrukt''^^* rıma kesinlikle karşıt olacağı bir edimde bulunmam elbette ımın'K'-^^^ ğerli
\ç var kı. bu olayda, daha dikkatli olsaydım, nesnelenn yerleşimlerini daha iyi gözlemiş olsaydım, vs., öngöremeyeceğim hiçbir şey yoktur: ilke olarak benden hkhır şey yoktuı: Bunun tersine, başkasının ortaya çıkışı, durumun içinde benim istemediğim, hakimi olmadığım ve ilke olarak benden kurtulan bir veçheyi ortaya çıkarır, çünkü bu veçhe başkası içindir, Gide’ın pek yerinde bir devimle şeytanın payı” adını verdiği şey işte budur. Bu, öngörülmeyen ve yine de gerçekolan tersidir (renvers]. Bir Kafka’nın büyük bir ustalıkla Davada ve Şatoda betimleyeceği şey işte bu öngörülmezliktir: belli bir anlamda K.’nın ve ka-iıstrocunun yaptıkları her şey onların kendilerine aittir ve dünya üzerinde eyledikleri sürece sonuçlar kesinlikle öngörülerine uygundur; bunlar başanimış edimlerdir, Ama aynı zamanda da bu edimlerdeki hakikat durmadan onlardan kurtulur; ilke olarak bu edimlerin hakiki anlamı olan ve K.’nın da kadastrocu-nun da asla bilemeyecekleri bir anlama sahiptirler. Ve hiç şüphe yok ki Kafka burada Tannsalın aşkınlıgına ulaşmak ister; insan edimi, Tann uğruna kendini hakikat halinde oluşturur. Ama burada Tanrı, en uç noktaya kadar götürülen başkası kavramından başka bir şey değildir. Bu konuya döneceğiz. Davanın bu sancılı ve elden kaçan atmosferi, her şeye rağmen bilgisizlik olarak yaşanan bu bilgisizlik, ancak tam bir saydamlık içinde sezilebilen bu tam opaklık, başkası-içın-dûnyanın ortasındaki-varlığımıza ilişkin betimlememizden başka bir şey değildir. Şu halde durum, başkası için ötesine geçilmesinde ve bu öteye geçme do-laşasıyla benim etrafımda -terimin, Gestaltçılann kullandıklan anlamıyla- form halinde donar ve düzenlenir; burada benim esas yapısı olduğum venli bir sentez vardır; ve bu sentez hem ekstatik bağlantıya hem de kendinde niteliğine sahiptir. Konuşan ve gözlediğim şu insanlarla aramdaki bağ, benim-kendimin kurduma bağın bilinmez bir substratumu olarak bir çırpıda ve benim dışımda verilir. Özellikle, bu kişilere yönelik benim kendi bakışım ya da mesafesız bağım, bizatihi baftılûn-hükış olmasından ötürü aşkınlığından soyulur. Nitekim, gördüğüm kışılen nesneler halinde dondururum, onlara nispetle tıpkı başkasının bana nispetle olduğu gibiyim; onlara bakarken kendi gücümü ölçerim. Ama eğer başkası onlan görür ve beni görürse, bakışım gücünü kaybeder; bu kişileri başkası için nesne halinde dönûştûremez, çünkü onlar esasen başkasının bakışının nesnesi-dırler. Bakışım sadece dünyanın ortasında ben-nesneden bakılan-nesneye yönelik bir ilişkiyi, iki kitlenin uzaktan birbirleri üzerinde uyguladıklan çekim gibi inden bir şeyi gösterir. Bu bakış çevresinde bir yandan nesneler düzene girerle
lir. Bakılan olarak mesafeyi yaymam, onu uşııidldıi yeimirim. Başkas,.' bana mekânsallık kazandırır. Kendini bakılan olarak l<avramak,mekin"^' lan-mekânsallaştıran olarak kavramaktır.
Ama başkasının bakışı yalnızca mekAiısallaşiıran olarak h\xi^ yandan da zamansallaştırandır. Başkasının bakışının ortaya çıkması,^ olarak yalnızlık içinde elde edemeyeceğim bir "bıiebnis” aractlıgıylş eder; bu, eşzamanlılığın Erlebnis’idir. l'ek bir kemli için açısındanbird^ zamanlılık değil yalnızca birlikte-mevctıd i yeller içerebilir, çünkü keni. tün bir dünya üzerinde kendinden geçmiş bir halde kaybolur vebûtıiü^ n yalnızca mevcüdiyetinin birliğiyle birbirine bağlar. Oysa eşzamanlılil hiçbir münasebetle bağlı olmayan iki varolanın zamansal bağlantısını Birbiri üzerinde karşılıklı bir etki uygulayan iki varolan eşzamanlı ceŞ çünkü tam da aynı sisteme aittirler. Şu halde eşzanunhhk dünyanıntnl na ait değildir, ...e mevcudiyet olarak düşünülen iki mevcudun dünya’ia birlikte-mevcudiyetini varsayar. Eşzamanlı olan, Ihcnc’in dünyavûlxai cudiyetim ile birlikte mevcudiyetidir. Bu doğrultmla kökonscl eşzaırJ meni, bu bardağın benim için olmasıyla aynı "(inuındu Paul içinoltM* layısıyla bu durum her türlü eşzamanlılık için bir temeli varsayar,ki zorunlulukla, benim kendi zamansallaşmamda zamansallaşan bit 1 mevcudiyetidir. Ama başkası, tam da zamansallaşaıı ölçüde Ivııideküi* mansallaştırır: kendi kendisinin zamanına doğru atıldığı ölçüde,ı'i»» man içinde görünürüm. Başkasının bakışı, bu bakışı kavradıği'i"'''^ zamanıma yeni bir boyut kazandırır. Başkası laralnulan
olarak kavranan şimdiki zaman olduğu ölçüde, meveudiyeii'ü"^ ^ dır; kendini benim için şimdiki zamanda iarıhleyen bu nıc'^ '
ni bıuu Mievnıclıyci olarak ol<lunlu>^,u ok.ud., ben lumd şimdiki zamana lırlau-lınm. Ama gelip yerimi aldıgm, mınrI ,„n,l,la zaman benim lümel şimdiki halı-m.rulüpeduz yahanalaşma-a,İn, (m,k zaman kendisi olmadığım salt ve özgür bir -ımansallaşmaya doğru akaı; yaşadığını bu eşzamanlılığın ufkunda şekillenen jt’y.bırhi(.'lıkle ayrılıiıgım ımıilak hiı zamansallaşmadır.
Dünyanın zamaıı-mekün.sal nesm-sı olmak, dünya içindeki zaman-mekânsal bir konumlanışm özsel yapısı olarak, kendimi başkasının tahminlerine, deger-İfndırnıclt'rinc sunarım, liıınu da yme salı co^'i/o işlemi aracılığıyla kavrarım; bakılan olmak, kendini bilinmeyen tabminlerırı, özellikle de değer tahminlerinin bilinmeyen nesnesi olarak kavramaklır. Ama tam da bu değerlendirmelerin ye-nndciigini utanç ya da övünç aracılığıyla kabul ederken, onlan ne iseler o olarak, yani imkânlara doğru verinin özgürce ötesine geçilmesi olarak kabul etmeye devam ederim. Bir yargı özgür bir varlığın transandantal edimidir. Nitekim | ebriıimûş olmak, beni, kendi özgürlüğüm olmayan bir özgürlük için korunması: bir varlık olarak oluşturur. Bu anlamda, başkasına göründüğümüz ölçüde kendi kendimizi işte “köleler” olarak düşunebilinz Ama bu kölelik bilincin so-\Titformunu taşıyan bir)/aşcımın -tarihi ve üstesinden gelinebilecek- sonucu debidir. Kendi varlığım içinde, benimki olmayan ve benim varlığımın bizatihi koşulu olan bir özgürlüğün bağrında bağımlı olduğum ölçüde köle>nm. Bern nıte-ieş’en ve bu nitelemeyi bilemediğim gibi üzerinde etkide de bulunamadığım de-îerlerin nesnesi olan olarak, kölelik durumundayım. Aynı anda da, benimkiler olmayan, yalnızca salt mevcudiyetlerini varlığımın ötesinde yarım yamalak fark edebildiğim ve beni bilmediğim amaçlara doğru bir araç halinde oluşturmak için aşbiıgımı yadsıyan imkânların aracı olarak, tehlikedeyim. Ve bu tehlike bir arı-3İıkdeğil, benim başkası-için-varlıgımın değişmeyen yapısıdır.
Böylece bu betimlemenin sonuna geldik. Başkasını keşlctmek üzere onu kul-babılmemizden önce, bu betimlemenin tümüyle aıgitonıuı Lİüslcminde yapılmış olduğuna işaret etmek gerekir. Yalnızca başkasının bakışı altında, korku (başka-amn özgürlüğü karşısında tehlikede olma duygusu), övünç ya da üianç (en sonunda ne isem o olmamın, ama başkası için orada, ötede olmamın doygusu), köleliğimin bbulü (bütün imkânlarıma yabancılaşmamın duygusu) olan bu öznel tepKİlerin anlamım belirtikleştirdik, Ayrıca bu belirtikleştirme hiçbir biçimde şu da bu ölçüde karanlık bilgiletin kavramsal bir kesinleştirilmesi değildir. Her-replika saat yazdı..
